7 Ekim 2015 Çarşamba

ZAMAN


İki satır önce başlamalıydı belki de bu teslimiyet. Olması gereken yerde, olması gerektiği gibi...


O zaman daha kolay olurdu belki kabullenmek.Suçlanacak ne zaman kalırdı, ne mekan, ne şahıs,ne de anılar..

   
Hesap kitap yapmadan, yarını düşünmeden, sadece anı yaşamak kurtarırdı belki de bizi... 
Halbuki güvenilecek en son şeydi zaman.


   Yıllar değil miydi saçlarımızı beyazlatan, aylar sonrasını planlamak yıkılan hayallerin öncüsü değil miydi? Peki ya haftalar, masum bakışları kandırmadı mı çoğumuzu?
    Günler bize erteletmedi mi sevgi dolu hatıralarımızı? Ve saatler bekletmedi mi bir buket çiçekle köşe başlarında? 


 Kahrolası dakikalardı çoğu zaman geleceğimizi belirleyen ve saniyeler yüzünden kaçırdık son kalkan treni.

   Bütün bunlara rağmen hala güveniyoruz ya zamana. Hala erteliyoruz ya hayallerimizi, hala bekletiyoruz sevdiklerimizi, başka bahara bırakıyoruz çiçek bahçemizi ve boş kalan kulübemizi. 


 Dostlarımıza bir kahve ısmarlamayı -kim bilir ne zaman gelecek- haftasonuna bırakıyoruz. Küçük kızımızla parka gitmeyi, farklı yerler görmeyi, kartopu oynamayı, müzik dinlemeyi, aşık olmayı, kek yapmayı, kendimizi, biz hep sonraya bırakıyoruz.













 
(resimler: http://www.oprisco.com)